İçeriğe geç
Kardelen Haberler

Kardelen'in merak defteri: hayata, burçlara notlar

Psikoloji 4 dk okuma

Kararsızlığı Bitiren Yöntem: Kararı Denemeye Çevirmek

Haftalarca masada bekleyen kararlar çoğu zaman zekâ değil yöntem eksikliğinden doğar. Süresi ve ölçütü belli bir deneme, düşünmenin yükünü hafifletir.

Yazar: Onur Erkmen Güncellendi:

Bazı kararlar kolayca alınır. Bazılarıysa haftalarca masada bekler, her akşam yeniden düşünülür, sabah olunca yine ertelenir. Şehir değiştirmek, iş teklifini kabul etmek, uzun süredir sürdürülen bir alışkanlığı bırakmak, bir eğitime başlamak. Bu tür kararların ortak özelliği, seçeneklerin iyi ile kötü arasında değil, iyi ile iyi arasında olmasıdır. İşte tam da bu yüzden karar süreci tıkanır.

Kararı tek seferlik bir sıçrama sanmak

Tıkanmanın en yaygın nedeni, kararın nihai ve geri dönülemez bir hamle gibi kurgulanmasıdır. Zihin böyle bir çerçevede doğal olarak felç olur; çünkü her seçeneğin bilinmeyen tarafları vardır ve bilinmeyeni tahminle kapatmak imkânsızdır. Kişi bu boşluğu daha fazla düşünerek doldurmaya çalışır. Ama daha fazla düşünmek yeni bilgi üretmez, yalnızca aynı bilgiyi tekrar tekrar çevirir.

Oysa hayattaki kararların çoğu sanıldığı kadar kesin değildir. Bir bölümü tamamen geri alınabilir, bir bölümü kısmen. Karar vermeden önce sorulması gereken ilk soru şudur: Bu seçim gerçekten kapıyı arkamdan kilitliyor mu, yoksa sadece öyle mi hissettiriyor?

Deneme süresi fikri

Geri dönülebilir kararlarda en pratik yöntem, kararı bir denemeye çevirmektir. Belirli bir süre koyulur, o süre boyunca seçim tam anlamıyla yaşanır ve süre sonunda soğukkanlı bir değerlendirme yapılır. Bu yaklaşımın gücü, düşünme yükünü deneyim yüküne dönüştürmesinde yatar. Kafada kurulan senaryolar neredeyse her zaman gerçekten farklıdır; hem korkulan taraf hem umulan taraf abartılıdır.

Denemenin işe yaraması için birkaç koşul gerekir. Birincisi süre baştan belirlenmelidir. Belirsiz bir deneme, süresiz bir kararsızlıktan farksızdır. İkincisi süre boyunca karar yeniden tartışmaya açılmaz; her gün "acaba yanlış mı yaptım" sorusuna dönmek denemenin kendisini bozar. Üçüncüsü, süre sonunda neye bakılacağı önceden yazılır. Yoksa değerlendirme o günkü ruh haline teslim olur.

Neye bakacağını önceden yazmak

Bu üçüncü madde çoğu zaman atlanır ama en belirleyici olanıdır. Denemeye başlamadan önce iki üç somut ölçüt not edilmelidir. Yeni bir işe başlayan biri için bu, akşam eve döndüğünde kalan enerji olabilir; bir alışkanlığı bırakan biri için uyku düzeni ya da gün içindeki huzursuzluk sıklığı. Ölçütler ne kadar somut olursa, sonuç o kadar tartışmasız çıkar.

Önceden yazılmış ölçütlerin bir faydası daha var: hafızanın kararı yeniden yazmasını engeller. İnsan zihni, verdiği karara sadık kalmak için geçmişi sessizce düzenler. Kâğıda dökülmüş bir ölçüt bu düzenlemeye izin vermez.

Küçük ölçekte denemek

Her karar tam ölçekte denenemez. Ama neredeyse her karar küçültülebilir. Bir şehre taşınmadan önce orada birkaç hafta geçirmek, bir mesleğe yönelmeden önce o alanda küçük bir işe girmek, bir ilişkiyi büyütmeden önce ortak bir sorumluluğu birlikte taşımak. Bunlar kararın minyatür halleridir ve gerçek bilgi üretirler. Küçük ölçekli deneme, düşünerek elde edilemeyecek türden bir netlik sağlar.

Küçük deneme aynı zamanda korkuyu da boyutlandırır. Belirsizlik uzaktan devasa görünür; yaklaşıldıkça sıradanlaşır. Çoğu kişi denemeden sonra kararın kendisinden değil, karar öncesindeki bekleyişin ne kadar yorucu olduğundan söz eder.

Denemenin sonunda dürüst olmak

Sürenin bitiminde iki tuzak bekler. Birincisi, harcanan emeğe yazık olmasın diye kötü giden bir seçimde ısrar etmek. İkincisi, ilk zorlukta denemeyi başarısız ilan edip erken çekilmek. Her ikisi de ölçütlere değil duyguya bakmaktan doğar. Baştan yazılmış üç maddeye dönmek, bu iki tuzağı da büyük ölçüde etkisiz kılar.

Deneme olumsuz sonuçlanırsa bu bir kayıp değildir. Kişi artık tahmin etmiyordur, biliyordur. Bilmek, aylarca süren kararsızlığın veremediği rahatlığı verir. Olumlu sonuçlanırsa da karar artık cesaretle değil kanıtla desteklenmiş olur.

Bir noktayı da eklemek gerekir. Gerçekten geri dönülemez kararlar da vardır ve onlara deneme mantığıyla yaklaşılmaz. Büyük bir borç altına girmek, bir mülkü satmak ya da bazı sağlık kararları bu gruba girer. Bu tür seçimlerde acele etmemek, birden fazla görüş almak ve en kötü senaryoyu açıkça yazmak doğru yöntemdir. Asıl beceri, hangi kararın hangi gruba ait olduğunu doğru ayırt edebilmektir. Çünkü insanlar genellikle geri dönülebilir kararlarda fazla düşünür, geri dönülemez olanlarda ise şaşırtıcı biçimde hızlı davranır. Bu ayrımı yapmak tek başına karar kalitesini yükseltir.

Kararsızlık çoğu zaman zekâ eksikliği değil, yöntem eksikliğidir. Kararı denemeye çevirmek, seçeneklerin ağırlığını hafifletmeden düşünmenin yükünü hafifletir. Ve çoğu insan için bu, masada bekleyen o kararı nihayet ortadan kaldırmaya yeter.