İçeriğe geç
Kardelen Haberler

Kardelen'in merak defteri: hayata, burçlara notlar

Hayvanlar 4 dk okuma

Doğada Taklitçiler: Zararsız Canlılar Neden Tehlikeli Görünür?

Sokmayan bir sinek neden arıya benzer, kelebeğin kanadındaki göz deseni ne işe yarar? Doğadaki taklidin türleri, işleyişi ve benzeyen canlıları ayırt etmenin yolları.

Yazar: Onur Erkmen

Doğada bazı canlılar, sahip olmadıkları bir gücün görüntüsünü taşır. Zararsız bir sinek, sokan bir arının sarı-siyah bantlarını üzerinde taşır. Kanadında koca bir göz deseni bulunan kelebek, dalda dururken çok daha büyük bir hayvanın bakışını taklit eder. Bu canlıların hiçbiri kandırmayı planlamaz; yine de görüntüleri, kendilerini avlamak isteyen hayvanların tereddüt etmesine yeter. Doğadaki taklit, canlılar dünyasının en pratik savunma çözümlerinden biridir.

Tehlikeli Görünmenin Getirisi

Bir avcı, tatsız ya da sokan bir av denedikten sonra o deneyimi hatırlar ve benzer görünen her şeyden uzak durur. Buradaki kilit kelime "benzer"dir. Avcı, avın gerçekten zehirli olup olmadığını sınamaz; deseni tanır ve geçer. Zararsız bir tür, yıllar içinde zararlı bir türe benzeyen bireyleriyle daha çok hayatta kaldığı için giderek o desene yaklaşır. Ortada bir niyet yoktur; yalnızca benzeyenlerin daha sık hayatta kalması vardır.

Bu düzenin sürmesi için bir denge gerekir. Taklit eden tür, taklit edilen türden çok daha kalabalık hale gelirse sistem bozulur. Avcılar o deseni taşıyan avların çoğunu zararsız bulmaya başlar ve desenin uyarı gücü zayıflar. Bu yüzden taklitçiler genellikle modelden daha seyrek bulunur ve çoğu zaman modelin yaşadığı bölgede yaşar. Yanlış bölgedeki taklit, kimsenin tanımadığı bir uyarı gibidir.

İki Farklı Taklit Biçimi

Doğada taklit tek tip değildir. Bir biçimde zararsız bir tür, zararlı bir türü örnek alır ve korumadan bedavaya yararlanır. Bir başka biçimde ise gerçekten zararlı olan birkaç tür birbirine benzer. Bu ikincisi ilk bakışta gereksiz görünür ama mantığı sağlamdır: ortak bir desen kullanan türler, avcının öğrenme yükünü paylaşır. Avcı tek bir deseni öğrenip hepsinden uzak durduğu için, her tür daha az birey kaybederek dersi verir.

Üçüncü bir yol da tehlikeli görünmek yerine hiç görünmemektir. Kuru yaprağa benzeyen kanatlar, dala benzeyen ince gövdeler, deniz tabanındaki çakılın rengini taşıyan balıklar bu gruba girer. Burada amaç uyarı vermek değil, avcının dikkat süzgecinden hiç geçmemektir. Bazı türler bu iki yolu birleştirir: durduğunda yaprak gibi görünür, rahatsız edildiğinde kanadını açıp altındaki parlak uyarı desenini gösterir.

Avcının Tarafındaki Taklit

Taklit yalnızca savunma aracı değildir. Bazı avcılar da zararsız görünerek yaklaşır. Derin sularda yaşayan bazı balıklar, ağızlarının önünde küçük bir yem gibi duran bir uzantı taşır; bu uzantı küçük balıkları çeker. Bazı örümcekler, avladıkları böceğin haberleşme sinyallerini üretir ve avı kendi ayağıyla gelir. Kimi kuşlar başka türlerin tehlike çağrısını taklit ederek ortamı boşaltır ve geride kalan yiyeceği alır.

Benzer bir strateji üremede de görülür. Bazı kuşlar yumurtalarını başka türlerin yuvasına bırakır ve yumurtaların rengi ile beneği ev sahibinin yumurtalarına şaşırtıcı biçimde benzer. Ev sahibi kuşlar zamanla ayrım yapmakta ustalaşır, taklitçiler de daha iyi benzemeye başlar. İki taraf arasındaki bu uzun süreli çekişme, doğadaki taklidin neden bu kadar ince ayrıntılara indiğini açıklar.

Ses ve Koku ile Taklit

Taklit her zaman göze hitap etmez. Bazı kuşlar çevrelerinde duydukları sesleri tekrarlar; bu tekrar hem eş bulmada hem de bölge savunmasında işe yarar. Bazı böcekler yaşamak istedikleri koloninin kimyasal kimliğini üzerlerine alarak kapıdan sorunsuz girer. Karınca yuvalarında yaşayan konuk böceklerin bir kısmı bu yolla, tıpkı koloninin bir üyesiymiş gibi bakım bile görür.

Bitkiler de bu oyunun içindedir. Bazı orkideler, çiçeklerinin biçimi ve kokusuyla belirli bir böceğin dişisini andırır; gelen erkek böcek, farkında olmadan poleni bir çiçekten diğerine taşır. Burada taklidin bedeli böceğin boşa harcadığı zamandır; kazancı ise bitkinin üremesidir.

Benzeyeni Ayırt Etmek

Doğada gezerken benzeyen türleri ayırt etmek meraklı bir gözlemci için iyi bir alıştırmadır ama temel kural sabittir: emin olunmayan canlıya dokunulmaz. Arıya benzeyen bir sinek ile arının ayrımı kanat sayısı, anten uzunluğu ve uçuş biçiminde saklıdır; ancak bu ayrım uzaktan ve sakin bir gözlemle yapılır. Aynı ilke mantarlar için çok daha katı geçerlidir: yenebilir bir türe çok benzeyen zehirli türler vardır ve benzerlik burada ölümcül olabilir.

Gözlemi keyifli hale getiren şey de zaten bu ayrım çabasıdır. Bir kelebeğin kanadındaki gözün gerçek bir göz olmadığını fark etmek, bir dalın aslında bir böcek olduğunu görmek, doğaya bakma biçimini değiştirir. Aynı manzara, ne aradığını bilen göz için çok daha kalabalık görünür.

Doğadaki taklit, canlıların birbirinden ne kadar çok şey ödünç aldığını gösterir. Kimse desen icat etmez; işe yarayan desen tekrar tekrar ortaya çıkar. Ve her taklidin karşısında, o taklidi ayırt etmeye çalışan bir göz gelişir. Bu iki tarafın uzun süreli çekişmesi, doğanın en ince ayrıntılı işlerinden bazılarını üretmiştir.